DJ MeLiNa's profile๑۩۞۩๑ MξĿîŊД๑۩۞۩๑PhotosBlogListsMore ![]() | Help |
๑۩۞۩๑ MξĿîŊД๑۩۞۩๑кιş güηєşι |
|||||||||||||||||||
. Bir zamanlar güzel bir kiz yaşarmiş..
Saçlarini rüzgar okşar Tararmiş...
İpekten ince kirpikleri gülermiş hep bebekler gibi
Bir zamanlar güzel bir kiz yaşarmiş
Saclarini rüzgar okşar tararmiş
Şapkasi kirmizi gözleri mavi
Üstünden düşmezmiş mor bir entari
Şapkasi kirmizi gözleri mavi yokmuş bir benzeri Yokmuş emsali
Birzamanlar güzel bir kiz yasarmiş
Bir zalimi görmüş ona aldanmiş
İpeketen ince hep kirpikleri gülermiş hep bebekler gibi
Birzamanlar güzel bir kiz yasarmiş
Pamuk gibi beyaz elleri sepetinde kir Çiçekleri
Kaybolmus şapkasi gözleri nemli yollarda eskimiş mor entarisi
Kaybolmus sapkasi gözleri nemli denizler aglarmiş o günden beri
Sepetinde kir cicekleri göz yasiyla solmus mazide kalmiş
Gel zaman git zaman kalbinde sızı zalimin sevdasimahvetmiş kızı
Aşkın gözü kördürDünya yaratılmadan önce, iyi ve kötü huylar ne yapacaklarını bilmez vaziyette dolanıyorlarmış.
Bir gün, toplanmışlar ve her zamankinden daha fazla canları sıkkın oturuyorlarken;
Saflık ortaya bir fikir atmış: __ Neden saklambaç oynamıyoruz?
Ve hepsi bu fikri beğenmiş. Çılgınlık bağırmış; __Ben ebe olmak ve saymak istiyorumr
Ve başka kimse çılgınlığı arayacak kadar çıldırmadığı için, Çılgınlık bir ağaca yaslanmış ve saymaya başlamış, 1,2,3 O saydıkça, iyi huylarla kötü huylar saklanacak yer aramışlar; Şefkat Ayın boynuzuna asılmış; İhanet çöp yığınının içine girmiş; Sevgi bulutların arasına kıvrılmış; Yalan bir taşın altına saklanacağını söylemiş ama yalan söylemiş çünkü gölün dibine saklanmış; Tutku dünyanın merkezine gitmiş; Para hırsı çuvalın içine girerken çuvalı yırtmış; Aşk kararsız olduğu gibi, nereye saklanacağını da bilmiyormuş. Bu bizi şaşırtmamalı çünkü hepimiz Aşkı saklamanın ne kadar zor olduğunu biliriz Ve Çılgınlık 100ü saydığında, Aşk sıçrayıp güllerin arasına girmiş ve saklanmış Ve Çılgınlık bağırmış: __ önüm, arkam, sağım, solum, sobe İlk önce Tembelliği görmüş, çünkü saklanacak enerjisi yokmuş.
Sonra Şefkatri ayın boynuzunda , ihaneti çöplerin arasında , Yalanrı gölün dibinde ve Tutkuyu dünyanın merkezinde , hepsini bir bir bulmuş, sadece biri hariç . Umutsuzluğa kapılan Çılgınlığın kulağına Haset fısıldamış: __ Aşkı bulamıyorsun çünkü o güllerin arasında saklanıyor.
Çığlık çatal şeklinde bir sopa almış ve güllerin arasına saplamış , ta ki yürek burkan bir haykırış onu durdurana kadar . Ve haykırıştan sonra , Aşk elleriyle yüzünü kapayarak ortaya çıkmış , parmaklarıyla kapadığı gözlerden sicim gibi kan akıyormuş. Çılgınlık, Aşkı bulayım derken, heyecandan Aşkın gözünü kör etmiş __ ne yaptım ben! Diye bağırmış . Seni kör ettim. Nasıl onarabilirim? Aşk cevap vermiş: __Gözlerimi geri veremezsin. Ama benim için bir şey yapmak istersen kılavuzum olabilirsin. İşte o günden beri, Aşkın gözü kördür Çılgınlık ta her zaman onun yanındadır... ѕєη вєηιм мυ¢ιzєм∂ιη...Sana dokunmak bir mucizeydi seninle olmaksa bir mucizeyle yaşamak.
Gün geceye döndüğünde seninle olmak öyle güzel ki. Bütün bir gece seninle aynı havayı solumak dinlediğim şarkılarda seni bulmak. Gündüzümde insanlar mücadele kavgalar çirkinlikler var belki ama gecemde sadece sen ve ben. Belki bu yüzden geceyi sevişim. Sadece sana ait gecelerim tıpkı kalbim gibi.
Dün gece yine uzandı elim telefondaki tuşlara. “Aradığınız numara kullanılmamaktadır” Gülümsedim ve iletilemeyeceğini bile bile defalarca mesaj gönderdim. Her “iletilemedi” raporunda sanki “Buda geçecek. Geçecek değil mi Can’ım?” cevabını okudum.
Aradım seni. “Ulaşılmaz” olduğunu bile bile aradım seni. “Ulaşılır” olsaydın keşke. Keşke biraz daha çok gülebilseydik yaşamın bize yaptıklarına. Keşke “Sen” yine yanımda olabilseydin. Keşke şu iç çekmeler olmasaydı. Acı olmasaydı keşke. Keşke. Keşke. “Keşke” kelimesini bilmese öğrenmeseydik.
Hayata tek bağımdı aşkın. Gelirdim yanına sokulurdum. Tüm dertlerden kederlerden uzaklaşırdım gözbebeklerinde kendimi gördüğümde. Nerden bilebilirdim ki bir gün o gözlerde kaybolacağımı. Umutlarımın hayallerimin sevgimin beklentilerimin inançlarımın yok olacağını. Nerden bilebilirdim ki; o seyretmeye doyamadığım gözlerinde ölümün beni beklediğini.
Oysa ben ayrılığı hiç düşünmezdim. Aklıma gelmezdi sensiz sabahlamak. Sen varken fark etmezdim mevsimlerin döndüğünü. Meğer ellerime kar yağabilir gözlerime bulutlar değebilirmiş. Sen benim mucizemdin. İşte o mucizeye dokunmak aslında seni sonsuza dek kaybetmekmiş. Bunu da öğrendim.
Aradım seni Can’ım. Ulaşılmaz olduğunu bile bile aradım. Seni henüz özlemiş de değilim yanlış anlama beni. Ne zaman özlerim bilmiyorum. Hâlâ benimlesin ve hâlâ gecelerim senin; tıpkı kalbim gibi
¢σк υzαкℓαя∂α Bir yatağa uzanmışım....Düşünüyorum... Taptazepürüzsüz olan yüzünü hayal ediyorumve birden seni evimizde sabahın ilk ışıklarında seyrederken buluyorum kendimi. O sırada sana bakmakrüyalarındaki hıçkırıklarıter atmalarınıgülücüklerinibebeksi nazlarını gözlemek derin bir mutluluk veriyor bana. Kendimi bir melek gibi hissediyorum....Seni korumaya çalışankanatları olmayan ve asla buna layık olamayacakhayatını takvim yapraklarının yitirilmesine göre düzenleyen ve o beyaz renge bürünemeyecek kadar kirli olan bir melek...Ama tüm bunlara rağmen sana bakmanın onurunu taşıyan bir melek... Daha sonra; uyanıyorsun uykundan ve açıyorsun o sorgulayan gözlerinişaşırmıyorsun beni gördüğüne çünkübeni oraya çivileyen zaten sensin!Asla oradan kalkacak cesareti bulamayacağımı biliyorsun! Bir zaman tünelinden geçiyorum ansızınhiç bilet bile almadan. Sen yine uzanmışsın karşıma...Yüzün taptaze ve pürüzsüz değil artıkderin çizgilerin olgunluğunu taşıyor dudaklarınsaçlarındaki aklar büyük bir savaştan yadigâr adeta. Uyurken yüzündeki mimikleri göremiyorum!Sadece bir acı varhiç değişmeyecek ve asla sana yakışmayacak bir acı! “Daha sonra....” asla olmuyor ve gözlerin kirpiklerinin kilidinde açılmıyor. Senden geriye kalan soğuk bir beden sadece...Ama yine de gün doğuyorsabahın ilk ışıkları puslu ve kırgın sana karşı!Güneşin bir yarısı cenaze töreni için evimize inmiş... Kırgın gün ışığındanaynı mutlulukla sana bakıyorumhiçbir fark yok;o çocuksu cıvıltıları yüzünde ilk gördüğüm günle bugün arasında... Sadece kalp atışlarım daha düzensiz. Artık kendimi melek gibi hissetmiyorum. Çünkü arkamda devamlı beni izleyenyanına gelmem için ısrar eden bir melek var! Bir yatağa uzanmışım...Bitkisel hayattayım... Konuşmamhareket etmem ve bakmam dahi Tanri tarafindan yasaklanmiş.Bedensel olarak kapali olan gözlerimeüçüncü gözümü-ruh gözümü-de ekliyorum ve onu da kaybediyorum! Artık yakınım bir ufka erişmeye... İlk kez ruhumda “ağlayan bir göz yaşı” hissediyorum ve beni yasaklayan Tanrıya son bir umutla;beni bedenimden Azrailin yerine senin alman için yalvarıyorum! Ve ufkun çizgisine varmışım...Bir yatağa uzanmışım.... Halâ bitkisel hayatta sanılan bir bedenegökyüzünden seninle bakıyorum.... єу ѕєνgιℓι ∂υу ѕєѕιмι уσкѕα..
яυнυм тαмαмιуℓє ѕαηα αιт
Hayallerim o kadar zamandır mutluluğum oldu ki benim! gecenin ve uykunun tatlı yalanları dışında ne vardı ki elimde? çektiğim acı uyumama izin verdiğindegeceler hayatımın tek mutlu bölümüydü gerçekten.mutuzluklarımın bizzat bu masumiyet tarafından yatıştırıldığını hissettim.... günlerimin büyük bir keder ve yalnızlık içinde geçtiğiyüreğimdeki tüm sevinçlerhayallerimde yer alıyordu sanki..rüyalarımda hep seni görüyordum ve acı veren hatıralar ara sıra bulanık bir halde bu güzel rüyalara karıştığında hiç olmazsa sen oradaydın ve hayalinin büyüsü herşeyin üstünü örtüyordu.... bana öyle geliyor ki acılarıma şahit oluyorüzüntülerim için beni teslli ediyordun ve bu sevgili rüyalar sırasındasenin tarafından teselli edilme mutluluğunu borçlu olduğun acılara nasıl da şükrediyorum!!!!!!!! ruhum tümüyle sana ait............ кαραтмα вση¢υк gözℓєяιηι Çocukken geceleri yıldızlara bakardım... Başımı gökyüzüne kaldırır heyecanla yıldızları sayardım; kaçında aşk vardı kaçından böyle görünürdü gökyüzü kaçında denizler bu kadar güzel ve kaçında aşk maviydi... Yıllar sonra senin gözlerinde gördüm yıldızları... Gözlerinde o çocukluk
heyecanımı yaşadım yeniden. Mavi denizleri mavi gökyüzünü mavi aşkı gördüm... Belki de onun için sen gözlerini kapattığında sönüyor yıldızlarım... Gözlerinden bir yol çizdim kendime yıldızlara tutunarak ulaştım aşka... Aşk
maviydi; gözlerinde aşka bulandım... Şimdi belki de bu yüzden; gözlerini kapadığında yolumu kaybedişim... Şiirler okurdum gökyüzüne bakarak; nefesimden cam buğulanırdı... Adımı yazardım
o şiirli buğuya yanında bir boşluk bırakarak... Sonra yanına eklenecek mavi aşkımı hayal ederdim saatlerce... Şöyle olmalı böyle bakmalı böyle konuşmalı... Şimdilerde gözlerine bakarak şiirler okuyorum içimden sen duymuyorsun...
Gözlerinin buğusuna adımı yazıyorum yanına da mavi aşkımı; yani seni... Kapasan gözlerini buğusu silinecek adım silinecek gözlerinden aşk silinecek... Bir şiir okuyorum soğuk cama yaslanıp;
“Yokluğun cehennemin öbür adıdır
Üşüyorum kapama gözlerini” diye biten... Şimdi gözlerini kaparsan; gözlerindeki yıldızlar sönecek... Şimdi gözlerini kaparsan; maviler çok üşüyecek... вιя gυη σкυямυѕυη вυ уαzιуι ?Bir gün hayatımdan ördürürcesine çıkacaksın.ve ben seni hep son günkü halinle hatırlayacağım.seni en güzel halin neydi diye düşünüyorum. Ve içimden bir ses yıllar öncesine götürüyor beni ... Seni her halükarda içimde hissedebiliyorum. İşte olayımın en güzel yanı bu. Sen ne kadar anlayabilirsin bilemiyorum. Ama benim gibi her şeyden ve herkesten uzak bir hayatın olmasaydı bunun ne demek olduğunu anlardın. Seni anlıya biliyorum sevdiklerin ve sana destek veren herkesin yanında ağlamak bile senin doğal. Benim için lüks olan her şey sana doğal geliyor. Şimdi yatıyorsundur. Bir sigara yakmış yatağının ucunda yaşadıklarını ve benim sana söylediklerimi ve hatta yaşadıklarının bir hata olduğunu düşünüyorsundur. Kanayan yarayım senin için biliyorum. Bir hata. Bir yanlış. Oysa sadece sevmiştim seni. Hala aklımın bir ucundan çıkmıyorsun. Son kez çıkmayan olacaksın. Seni asla unutmayacağım. Yerlerde sürünüp yok olsam evlenip çocuk sahibi olsan ve adım bir yana dünyada olduğumu unutsan ben yine bıraktığın yerde olacağım. Parktaki çocuklara bakıp seni yaşayacağım. Söküp atmam gerek içimden seni. Hayatımın kalanını sensiz yaşamayı öğrenmeliyim. Ve öyle ki hiç sızlamamalı içim seni gördüğümde. Sen utanmalı sen başını eğmelisin. Yaptıklarından utanmalı iliklerine kadar üşümelisin yazın kavurucu sıcaklığında... Ama olmaz bunu sana yakıştıramam. Sen bunları yaşamamalı görmemelisin. Korkma yavrucuğum ben gizli bir köşeden seyreder sonra usulca kaybolurum. Sen hiç görmezsin beni. Belki bir gün ortak bir tanıdığımızdan haberlerimi alırsın. Olur da hakkımda kötü bir şeyler duyarsan ne olur kulak asma yalandır mutlak. Senin üzülmen için söylenmiştir. İçim yanıyor kimseye anlatamıyorum. Hoş sen bile anlayamadıktan sonra kim anlasın. Bana güldüklerini biliyorum bunu iliklerime kadar biliyorum. Varsın olsun gülsünler ben biliyorum içimdekileri. Yorgun bedenimi yıldızlara taşıyacaklar bu benim en mutlu günüm olacak. Sevdiklerimi oradan görebileceğim. Bir kahve telvesi bir sigara dumanı kadar yakın olacağım sana. Sana ve sevdiğim tüm insanla ra. Son bir sevgi son bir mutluluk yakaladım seninle belki de çok kısaydı kimileri için. Nereden bilsinler benim için bir ömre bedel olduğunu. Ben gözlerimde yaşadım bu aşkı ve yine gözlerimde bıraktım umutlarımı. Bunları bir gün okuyacak mısın? Okurken ağlayacak mısın bilemiyorum. Ama beni anlayabilmen için çok zaman geçmesi gerekiyor belki yüzyıllar. Yalnızları oynuyorum sen bile farkında olmadan. İşte ben buyum kimsenin istemediği kimsenin anlamadığı. Anlamak istemediği. Uykuların en tatlısı senin için olsun canımın içi... вєкℓємє ∂öηмєує¢єк‘Bekleme dönmeyecek’ dedi.
Karşılık vermedim. Yüzüne baktım anlamlı olmayan yüzüne. Kötü bir haberi verirken bir insanın nasıl da böyle soğuk tavır takınabildiğini hiç anlayamamışımdır. Öylece baktım. Belki de ifadesizdi bakışlarım. Belki de birşeyleri beklediğimi farkettirecek kadar anlamlı... Oralı olmadığımı görünce tekrar etti sözlerini. ‘Bekleme dönmeyecek’
Biliyordum dönmeyeceğini. Gidenlerin ‘dönerim’ vaatlerini bırakıp dönmemek üzere gittiklerini biliyordum. Biliyordum terketmenin gidenlere hoş geldiğini. Giden gittiği yere alışmanın telaşında bıraktıklarını tez unutuyordu belki de. Belki de giden’e değil kalan’a düşüyordu üzülmek. Üzülmek mi? Yoksa ben gerçekten üzgün müydüm? Nasıl olur! Hayatımın en güzel saatlerini ben bu kahve masasında geçirdim. İşte o adam şahitti buna. ‘Bekleme dönmeyecek’ diyen o yüzü anlamsız olan adam.
Yine seslendi bardaklara birşeyler doldururken. ‘Bekleme dönmeyecek’
Baktım yüzüne. Uzun uzun baktım. O bana hiç bakmıyordu. ‘Bekleme dönmeyecek’ derken bile bakmıyordu. Hergün saat üçte kahvenin penceresinden rahatlıkla geleni-gideni görebileceğim bu masa beni ağırlamaya alışmıştı. Hergün evet. Kaç yıl oldu? Kaç koca yıl...? Gün gün sayılmış kaç koca yıl?
Çayımı önüme bırakırken aynı sözleri mırıldanıyordu. ‘Bekleme dönmeyecek’
Ne diyebilirdim. İlk gün buraya geldiğimde elinde tepsisi sağa sola koşturan bir delikanlıydı. Şimdiyse yüzünde hafif bir gülümseme ağır adımlar atmaya özen gösteren yaşı geçkin bir adam. Yıllarca aynı şeyi söylemekten bıkmadı. ‘Bekleme dönmeyecek’
Söylediklerine aldırış etmedim. Sözlerinin beni incitmesine izin vermedim. Burada olmak beni heyecanlandırıyordu. O ilk gün çırpınışlarını hiç yitirmedim. Çayımı her tazeleyişinde bakmadan yüzüme sözlerini de tazelemek isteği duyuyorsa varsın söylesindi. ‘Bekleme dönmeyecek’
Dönmeyecekti elbet. Kim döndü ki o dönsün. Öyleyse ben neyi bekliyordum böyle. Bir söz mü? Belki... Veda sözcüğünü belki. Ayrılış kelimesini belki. ‘Bitti’ demesini belki. Bilip gerçekleri ben de dönmemecesine gidecektim. Ama ya şimdi gitmek için davranırsam ve o tam da şimdi gelmeye karar verirse ve gerçekten de gelirse sözleştiğimiz bu yere... ya ‘gelmeyecek’ diyerek her günümü heyecana çeviren bu bekleyişlerime son verirsem her gecem ‘ya geldiyse’lerle bir kabusa dönerse... Ya gelirse! Ya gelirse! Öyle ya bir daha duymazdım bu adamın ezberlediği o iki sözcüğü. ‘Bekleme dönmeyecek’
Çayımın şekerlerini unutmuştu. İki küp şekeri uzatırken bakmadı. Gözlerini yerden nedense kaldırmazdı. Ezberlediği hareketleri dikkatle yerine getirmenin artık bir anlamı da kalmamıştı. Sessiz oturan bunca insan aynı yere bakıp birilerini bekliyordu. Beklenenlerden kimi geliyor kimi gelmiyordu. Ben bekleneni gelmeyenlerdendim. Bir de bekleneni beklemekten bıkmayanlardan... Uzaktan sesini duydum. ‘Bekleme dönmeyecek’
İki saat böyle bekleyerek hergün olduğu gibi yine geçti. Toplam on yedi bardak çay içtim. Demli ve iki küp şekerli. Kalkacağım zaman kahve sahibini aradı gözlerim. Oradaydı. Arkası bana dönük bir masanın çekmecesinde birşeyler arıyordu sanki. Ödemem gereken paranın ne kadar olduğunu soracaktım. Bana bakmasını bekledim. Elimi kaldırıp işaret edecektim hesap için. Bir türlü dönmek bilmiyordu. Yanına gitsem diye geçirdim içimden. Vazgeçtim. Yıllardır bunu yapmamıştım. Şimdi böyle davranmak için bir sebebim yoktu. Bekledim. Birkaç dakika daha seyrettim dışarıda olanı-biteni geleni-geçeni. Beklemek benim işimdi zaten. Ne çıkardı birkaç dakika fazla beklesem. Bekledim. Uzaklara daldım bilmem kaç zaman. Yanıma gelip masama oturduğunu bile farketmedim. Sesini duyunca şaşırdım bu sefer çok yakınımdan geldiği için belki. ‘Bekleme dönmeyecek’ dedi. Bir şey söylemedim. Doğruydu. Gelmeyecekti. ‘Yıllar geçti’ dedi. Doğruydu. Yıllar geçmişti. Üstelik bekleyerek. Beklemek zordur oysa. Beklemek zamanı öldürür oysa. Yine de geçti işte yıllar. Sandalyeler eskidi masalar yıprandı kapılar bilmem kaç kere yeniden boyandı... o gelmedi. ‘Sen beklemekten vazgeçmedin’ dedi. Evet vazgeçmedim. Vazgeçmem için bir işaret gönderen olmamıştı. Bir söz... bir mektup... bir bir bir herhangi bir şey... ‘O ise vazgeçeceğini düşünmüştü’ dedi. Öyle mi? Neden? Böyle düşünmesi için sebep? Yavaş yavaş düşüncelerim karışıyordu. Birden geçmişe dönme telaşı yaşadım. Birşeyleri hatırlamaya çalıştım. Zordu bu. Farkına varmadığım bir şeyi anılarımın arasından bulup çıkarmak öyle kolay değildi. Zihnim yorgun düştü bir an. Bulamadım bir sebep. ‘Gitmek kolaydı’ dedi. Kolayı seçer mi her zaman insan? Belki... ama onun böyle bir kolay’ı seçmesi için olan neydi? Bulanıklaşmaya başladı olaylar kişiler mekanlar... ‘Bir mektup bıraktı sana beklemekten vazgeçmeyeceğin kesinleşirse verilmek üzere’ dedi. Dondum. Her şey donmuştu. Ben o dünya yoldan geçenler denizde yüzenler dalgalananlar... Olabilir miydi böyle bir şey? Mümkün müydü? Bunun doğru olmadığını söylesindi biri. Lütfen biri çıkıp ‘yalan’ desindi. Çıkmadı öyle biri. ‘Yalan’ demedi.
Kalktım masadan. Bakmadım ‘bekleme dönmeyecek’ diyenin yüzüne.
‘Keşke’ dedim güçlükle ‘keşke ben her gün beklemeye devam etseydim. Keşke bana böyle bir şeyi hiç söylememiş olsaydın. Keşke ‘bekleme dönmeyecek’ demekten yorulmamış olsaydın da bana bu haberi vermeseydin bunca yıl sonra. Keşke...’
Kapıdan çıkarken son olarak duydum aynı sözleri. ‘Bekleme dönmeyecek’
Demek bir bildiği vardı benim bilmediğim.
Artık beklemiyorum dönmeyecek.
Bu senin son gidişin miydi sevgili..?
Bu son gidişin miydi anlayamadım sevgili..Hani hep giderdin ve gelirdin ya geriye bu da onlardan biri miydi..? Uzun zaman oldu bu sefer söylemek ve sormak zor geliyor ama bu senin son gidişin miydi sevgili...? Küçük bir oyun oynuyor gibiyiz sanki. Ben ebe olmuşum sen saklanan...Nerelere saklandın da bulamıyorum seni. “Ah işte ordasın” dediğim yerlerden hep başkaları çıkıyor herkes hep bir ağızdan dalga geçer gibi “çanak çömlek patladı” diyorbense garip bir umutsuzlukla geri dönüyorum ağacıma kaldığım yerden seni aramaya başlamak için. Bu son gidişin miydi anlayamadım sevgili..Göremeyeceğimi sandığım zamanlarda birden karşıma çıkıyor içimde yeni yangınlar bırakarak geri dönüyorsun. Kimlerin yanına dönüyorsun da uzun sürüyor sessizliklerin? Gittiğin yerlerde bana benzeyen ve tanıdık bir şeyler var mı bari.? Gülmeyi unuttuğun zamanlar kimleri çağırıyorsun yanına..? Hüzünlerini kovan yürekli biri var mı yani..? Hani bir anda gelip de o puslu havayı dağıtan seni içmeden sarhoş eden ve güldüren hüzünlerini bulamayacağın yerlere saklayan biri..Sen dayanamazsın yalnızlığa. Dokunmak ve karışmak istersin. Yalnız kalmak sana acılarını hatırlatır..bir erkeğin teninde istemeyerek bıraktığın acıları. Yalnız kalmak sana çocukluğunun masum düşlerini hatırlatır..ağlamak istersin ama ağlayamazsın. Yalnız kalmak sana tutunamadığın sevgileri hatırlatır; çaresizliğini yıkılmışlığını...arkanda bıraktığın dokunmaya korktuğun özlemleri. Yalnız kalmak sana göre değil sevgili..Sen yalnızlığında kendinle karşılaşır ve ürkersin yüreğinin saatlerce sana karşıt konuşmalarından. Bu yüzden merak ediyorum ya başkalarına da ‘hüzün kovan kuşum’ diye sesleniyor musun acaba..?
Bu son gidişin miydi anlayamadım sevgili..Hani birden için çocuklar gibi şımarmak istediğinde parmakların telefona gider arar ve kusardın ya dizginleyemediğin coşkunu ve manyaklığını..hani bir tek ben anlardım ya senin bu ani çıkışlarını serseriliğini ve türk dil kurumunda bulunmayan hafif meşrep kelimelerini ve cümlelerini..hani kimseyle böyle konuşulmaz deyip de sınırlarını aşardık ya gereksiz kibarlığın ve nazlanmaların..Uzun zaman oldu içimizdeki bu deliliği ve bastırılmışlığı dışa vurmayalı. Bu yüzden merak ettim bu senin son gidişin miydi sevgili anlayamadım...
Söylenmemiş ve çoğaltılabilecek bütün sözleri kendi adına söyledin ve gittin..Umuduma çılgınlığıma ve erkekliğimin senin yanındayken güzelleştiğine inanırken yokluğunu mutlu edemeyeceğime inandın ve gittin..Sana karışıp yüreğine akmama izin verip beni göklere çıkartırken; bir anda yere indirdin midemi bulandırdın ve ayrılığı sıkıştırdın parmaklarımın arasına gittin..Ne kadar değerli ve farklı olduğumu anlatmakta zorluk çeken sen; yalnızlığımın en ıssız en karanlık ve en savunmasız zamanlarında beni dinlemedin gelmedin ve gittin..Sevmek bu kadar basit bu kadar kolay ve taşınabilir bir eşya gibi hafif değil; çıkartıp da bir başka yere koyabileceğin. Bu yüzdendir ki sen beni hiç sevmedin sevgili. O “seni çok seviyorum” diye haykırdığın nadir zamanlarda bile bunu söyleyen sen değil senin geçmiş bir sonbahar’da bıraktığın sana benzeyen ama sana çok yabancı olan sesindi. Bu yüzden sen beni gerçekten sevmedin sevgili. Kendini daha ne kadar kandırabilirsin bilmiyorum ama sen acı çekmeyi seviyorsun...bense balonlar patlatmayı uçurtmalar uçurmayı ve yaşamayı seviyorum her şeye rağmen. Sen korkularını seviyorsun..bense korkularımın üzerine gitmeyi savaşmayı ve hatta gülmeyi kaybederken bile...Artık biliyorum bu senin son gidişindi sevgili ve benim son bekleyişim son vazgeçişim sevdandan...
Artık gelsen de ne işe yarar ki..? Ben; sana olan kırgınlığımı yokluğunu özlemini umutsuzluğunu sevmeye başladım. Ben senin giderken bende unuttuğun ve zaman zaman öksüzlüğüne ağlayan sevdanı sevmeye başladım. Ben senin artık beni unutan merak etmeyen ve değer vermeyen yüreğini sevmeye başladım. Şimdi hangi tende üşüyorsun da titrediğini hissediyorum kilometreler ötesinden? Ben senin başka mevsimleri tanımak isteyen o heyecanlı ama tutunamayan bakışlarını sevmeye başladım. Artık gelsen de ne işe yarar ki..? Parçaladığın sevgimi toparlayabilecek ve çiçekler toplayıp yollarıma serebilecek kadar güçlü değilsin sen. Sen ben değilsin. Hiç olmadın ve olamazsın..O sakladığın yüreğine hiç almadın beni hiç özlemedin gözlerin hiç uzaklara dalmadı belki de şerefime hiç kadeh kaldırmadın. Bu yüzden bu senin son gidişin olsun sevgili ayrılığın hakkını ver. Böyle bir sevgiyi terk edebilecek kadar yürekli oldun beni unutacak kadar da korkusuz ol. Özleme yolunu yolumdan geçirme sesime düşme salaş meyhane masalarında konuşmalarımı arama rakının yanında anma adımı..ayrılığın hakkını ver. Çünkü bunu sen istedin..
Bu senin son gidişin olsun sevgili bıraktığın son acı olsun. Ve ben senin yaşayamadığın son sevda olayım...
MaSaL ToZu...Sana Söz verdim aglamak yok bu defa;
Giden kim olursa olsun... Günlerden Cuma yaz gelmiş ama hava hala bulutlu sevemedim ben bu memleketi yine agrılarim cok düzeliceksin diyor doktor ßilmiyorum inanmalimiyim sence inanmak istiyorum ...Yalanda OLsa Öyle yada böyle kavusucam sana ... Deniz Durgun yine Matem havasi var bu memlekette... Cocuk sesleri geliyor dişardan Yakalayamazki..Ben seni yakaladim bi kez birakmam ki..Hoş SEN HİÇ KAÇMADİNKİ... Ugrasir durur doktorlar Göya iyi edecekler beni bilmiyor akillilar dermanı sendeydi...Seviyorum OĞLUM seni... Diyorsunya asla birakmam seni Hani Hani Dün akşam telefondada söylemiştin..Sakin Ama Sakin Birakma beni... Hani Hastalik yüzünden altlari mos mor oldugu halde güzel gözlüm demiştinya bana işte o zaman ya Unuttunmu yoksa... Sana Söz verdim Direniyorum Hayata.. Tüm gücümle.. Senden Aliyorum bu gücüde...Yaşiyacağım.. İyi olucam Sana Söz veriyorum...!! Uzakta olsan Dokunamasamda Duyuyorum o Kalbin Melina diyerek attigini...Tozlu bir Masalda OLsam...Bir varmiş Bir Yokmusta Dense... Yasadim Doyasiya.. Hayalimdede olsa..Bir Süre sonra saclarimda dökülecekmiş.. Dökülenlerden yollarim sana Küçük bir hatira .. Hiç şikayet edipte koklayamadim seni deme bana..Doyasiya koklarsin onlari yanında olamasamda..MasaL tozu Arkasi yarin bu aŞk.. Yarin olucak yeni cıkan saclar gibi filizlenicek yeni baştan hayat sen benim umudumsun tek varligim Emelim ,arzum, Yarenim .. Can Dostum Biricigim Giden Kim olursa olsun Söz verdik aglamak yok unutma...!!!
Hem ben agLamiyoruki Ben Toz Kaçti Gözüme MaSaL Tozu.... Sakin Üzülme OLurmu ? MaSaLToZu 2008 MeLiNa
|
|||||||||||||||||||
|
http://BoNcUkFmMeLiNa.SpAcEs.LiVe.CoM/ Beklerim :
Keşke Hep Cocuk KalSaydim Dizimdeki Yarayi En büyük Aci Sansaydim...
Hak EtmeYen için Akan Göz Yaşi ancak Yanaginizi Kirletir....
- Hayalsiz,Umutsuz,Sevgisiz Kalmayın...
__ HAYALİM BİR GÜN GERCEK OLUCAK YA SİZİN ??
DüŞünüyorumda;Düşüncelerin En Güzeli ,
Senin Beni Düşünüp Düşünmedigini Düşünürken, Düşünüyor Olmani Düşünmek ....
seni galiba çok yordum
belki çok istedim
gülmeyi unutmuşum rüyalarını çaldım kokuların burnumda gülüşlerin kulağımda hayal gibi geldin gittin biliyorum suç bende işte buyum değişmedim inan ki seni sevdim ama sana söylemedim büyük hayallerimiz vardı son defa gül göreyim son defa gel seveyim yükünü ver ben taşırım son defa benim ol sen seni her gün arıyorum izlerine bakıyorum yağmur bitmiyor artık biliyorum suç bende işte buyum değişmedim inan ki seni sevdim ama sana söylemedim büyük hayallerimiz vardı son defa gül göreyim son defa gel seveyim yükünü ver ben taşırım son defa benim ol sen işte buyum değişmedim inan ki seni sevdim ama sana söylemedim büyük hayallerimiz vardı son defa gül göreyim son defa gel seveyim yükünü ver ben taşırım son defa ben..... ben neyse.....
Bitmedi Bitmeyecek....
MeLiNa....
|
|||||||||||||||||||
|
|